DOLAR 18,6440 0.01%
EURO 19,6447 -0.27%
ALTIN 1.075,610,37
BITCOIN 319816-0,41%
İstanbul
15°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Beyaz Haber Ajansı

Beyaz Haber Ajansı

08 Aralık 2022 Perşembe

Sütaş ve Ezo Sunal ‘Çiftlikten Şarkılar’da buluştu

Sütaş ve Ezo Sunal ‘Çiftlikten Şarkılar’da buluştu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sütaş, “Çiftlikten Masallar” serisinden sonra şimdi de “Çiftlikten Şarkılar”ı çocuklarla buluşturdu. Söz ve müziği Ezo Sunal tarafından hazırlanan “Çiftlikten Şarkılar” serisinin ilk şarkısı “Buzu ile Zıpla”, çocukların dünyasına neşe ve eğlence katıyor. 

 

Sütaş, çocukların sağlıklı beslenmesinin yanı sıra duygusal ve zihinsel gelişimine de katkı sunmak amacıyla hayata geçirdiği, 7 milyon izlenmeyi geçen “Çiftlikten Masallar” serisinden sonra şimdi de “Çiftlikten Şarkılar”ı çocuklarla buluşturuyor.

 

Çocukların eğlenerek öğrenmesine destek olmak amacıyla “Çiftlikten Şarkılar” serisini hayata geçiren Sütaş, Youtube kanalında yayınlanan serinin ilk şarkısında çocuklar için şarkı ve hikâye kitapları yazan, oyun atölyeleri ve eğitici aktiviteler düzenleyen Ezo Sunal ile işbirliği yaptı. Sözleri ve müziği kendisine ait olan “Buzu ile Zıpla” şarkısını seslendiren Ezo Sunal, Sütaş’ın sevimli kahramanı Buzu ve çiftlikteki arkadaşları ile birlikte çocukların dünyasına eğlence katıyor, onların Sütaş Çiftliği’ndeki doğal hayatı tanımalarını sağlıyor.    

 

Sütaş’ın “Çiftlikten Şarkılar” serisinde bestesi ile yer alan Ezo Sunal; University of Surrey Roehampton (Londra) Film Studies ve Early Childhood Studies bölümlerinden mezun oldu ve Ocak 2007’de Ezo Sunal Çocuk Atölyesi projesini hayata geçirdi. 2017 yılında ise okul öncesi ve ilköğretim çağındaki çocuklar için LALALA Dünyası adıyla bir Youtube kanalı kurdu. 

 

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

VakıfBank, Şampiyonlar Ligi’ne kazanarak başladı

VakıfBank, Şampiyonlar Ligi’ne kazanarak başladı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

5 şampiyonlukla CEV Şampiyonlar Ligi tarihinin en çok zafer kazanan takımı olan son şampiyon VakıfBank, yeni sezonun ilk maçına çıktı. C Grubu’nda mücadele eden sarı-siyahlılar, Crvena Zvezda BEOGRAD’ı 3-0 yenerek sezona galibiyetle başladı.

 

Türkiye’nin uluslararası alanda en çok kupa kazanan takımı VakıfBank, CEV Şampiyonlar Ligi’nde yeni sezonu Crvena Zvezda BEOGRAD karşılaşması ile açtı. C Grubu’nda mücadele eden sarı-siyahlılar, rakibini 3-0 yenerek yeni sezona galibiyetle başladı.

 

VakıfBank Spor Sarayı’ndaki mücadelenin ilk setinde VakıfBank, toplam 7 oyuncusundan skor katkısı alırken; seti 25-15 kazandı (1-0). İkinci sete 7-2’lik bir seri ile giren sarı-siyahlılar, set boyunca üstünlüğünü sürdürdü ve 25-21 ile durumu 2-0’a getirdi. Üçüncü sete de hızlı başlayan VakıfBank rakibine set boyunca yalnızca 9 sayı verdi ve karşılaşmayı 3-0 kazandı.  

 

VakıfBank’ta Egonu 17 sayıyla karşılaşmanın en skorer ismi olurken Zehra Güneş 13, Derya Cebecioğlu ise 10 sayıyla çift hanelere ulaştı. Sarı-siyahlıların pasörü Cansu Özbay ise karşılaşmanın en değerli oyuncusu seçildi.

 

Giovanni Guidetti: “Oyuncularımı odaklarını hiç kaybetmedikleri için tebrik ediyorum”

Karşılaşmanın ardından açıklama yapan VakıfBank Başantrenörü Giovanni Guidetti takımının ortaya koyduğu performanstan memnun olduğunu belirtirken, “Bugün üzerimize düşeni yaptık. Güçlü bir performans ortaya koymak istiyorduk. Oyunumuzda düzeltmemiz gereken birkaç nokta vardı. Onların üzerine gitmek istiyorduk ve bunları başardık. Oyuncularımı tebrik ediyorum. Bu tarz maçlarda bazen odağınızı kaybedebilirsiniz ancak onlar bunu hiç yapmadı” ifadelerini kullandı.

 

Cansu Özbay: “Takım arkadaşlarım sayesinde en değerli oyuncu seçildim”

Karşılaşmanın en değerli oyuncusu seçilen Cansu Özbay ise, “Şampiyonlar Ligi’ne galibiyetle başlamak çok önemliydi. Bugün takım olarak sahada çok iyi bir oyun ortaya koyduk ve takım arkadaşlarım sayesinde karşılaşmanın en değerli oyuncusu seçildim. Dünya Kulüpler Şampiyonası öncesinde bizim için önemli bir zafer oldu” dedi.

 

VakıfBank sıradaki maçında Misli.com Sultanlar Ligi mücadelesinde 10 Aralık Cumartesi, 14.00’te Galatasaray HDI Sigorta’ya konuk olacak.

 

VAKIFBANK – CRVENA ZVEZDA BEOGRAD: 3-0

SALON: VakıfBank Spor Sarayı

HAKEMLER: Eldar Zulfugarov, Alexandros Mylonakis

VAKIFBANK: Cansu Özbay 2, Kara Bajema 9, Zehra Güneş 13, Paola Egonu 17, Derya Cebecioğlu 10, Chiaka Ogbogu 7, Ayça Aykaç (L), Buket Gülübay, Aleksia Karutasu 4, BaharAkbay

CRVENA ZVEZDA BEOGRAD: Karyna Denysova 6, Katarina Canak 3, Adela Henic 4, Ana Zivojinovic 7, Bozica Markovic 7, Aleksandra Cirovic 2, Sanja Durdevic (L), Nevena Sajic 2, Tara Taubner 1

SETLER: 25-15, 25-21, 25-9

 

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Hisar Konuşmaları 2. yılında sanatı odağına aldı

Hisar Konuşmaları 2. yılında sanatı odağına aldı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hisar Okulları, “Açık Kaynak” yaklaşımı doğrultusunda gençlere ve topluma faydalı, ufuk açan konuları gündeme taşımaya devam ediyor.  Bu yıl sanatı odağına alacak olan Hisar Konuşmaları konferans serisinin ilki “Sanatla Dönüşmek: Bienalin Ardından” başlığıyla gerçekleşti

 
“Açık Kaynak” yaklaşımı doğrultusunda gençlere ve topluma faydalı, ufuk açan konuları gündeme taşımayı hedefleyen Hisar Konuşmaları ikinci yılında sanatı odağına alıyor. İKSV 17. İstanbul Bienali “Kuşlar Ne Düşünüyor?” proje ortaklığı vesilesiyle, çağdaş sanatın iki önemli temsilcisi Hisar Okulları Kültür Sanat Merkezi sahnesinde buluşarak çağdaş sanatı bienal bağlamında mercek altına aldı… “Sanatla Dönüşmek: Bienalin Ardından” isimli ilk konferansın açılışında İKSV İstanbul Bienali Direktörü Bige Örer video mesajıyla; Hisar Okulları ile İKSV iş birliğinin ve İstanbul Bienali’nin önemine ilişkin görüşlerini aktardı. Resim, heykel, yerleştirme sanatı ve video sanatı dallarındaki ürünleriyle Türkiye’de ve dünyada pek çok bienalde eserleri ile yer alan İnci Eviner ve İKSV İstanbul Bienali Sergi Yöneticisi Elif Kamışlı “bienal” olgusunu farklı boyutlarıyla ele aldı. Konuk konuşmacılar; ‘’Bienal ve tarihçesi nedir? Bienaller neden önemlidir? Türk sanatçılar neden Bienallerde yer almalıdır? Bienallerin topluma katkıları nelerdir? Yurtdışına bienaller nasıl düzenlenir?’’ gibi soruların yanıtlarını paylaştı. 
 

Türkiye’deki sanatsal üretimi uluslararası güncel sanat üretimiyle buluşturarak bu alanda yapılan üretimlere, tartışmalara önemli bir katkı sunabilmek öncelikli hedeflerimizden biri… 

Programa yurt dışında olması sebebiyle video mesajla katılan İKSV Bienal Direktörü Bige Örer “Kuşlar Ne Düşünüyor?” projesi hakkındaki düşüncelerini ve İstanbul Bienali’nin önemini şu sözleriyle aktardı: ‘’17. İstanbul Bienali kapsamında gerçekleştirilen “Kuşlar Ne Düşünüyor?” projesini sizlerin değerli katkılarınızla birlikte gerçekleştirebilmek çok değerliydi. İstanbul Bienali 1987 yılından beri İKSV tarafından gerçekleştiriliyor. Türkiye’deki sanatsal üretimi uluslararası güncel sanat üretimiyle buluşturarak bu alanda yapılan üretimlere, tartışmalara önemli bir katkı sunabilmek öncelikli hedeflerimizden biri. İstanbul’da güncel bir sanat müzesi yokken İstanbul Bienali geçici bir müze işlevi de üstleniyor ve hem bilgi üretimini hem sanatsal üretimleri mümkün kılıyor. Yaratıcı, yenilikçi, özgün çalışmaları hem araştırma süreçlerinde hem de üretim süreçlerinde destekleyerek sanatçılar için bir vaha işlevi görüyor. Bienalin dönüştürücü, kamusal alanları yaratıcı ve ortak üretimleri destekleyici rollerinden yola çıkarak farklı buluşma noktaları yaratılıyor.’’

 

 

Geçirdiğimiz zorlu dönemde atılacak en önemli adımın, dünyayı yaşanacak daha iyi bir yer kılabilmek amacıyla çabalayan kişi ve kurumların sürdürülebilirliğine destek vermek olduğuna kanaat getirdik

İKSV İstanbul Bienali Sergi Yöneticisi Elif Kamışlı, Bienal kavramının ne olduğuna ve tarihçesine değinerek konuşmacıları bilgilendirdikten sonra İstanbul Bienali’nin oluşum sürecini şu şekilde aktardı: “Bienal Latincede iki yılda bir anlamına geliyor. Bunu sergi bağlamında değerlendirdiğimizde de iki yılda bir yapılan sergi ortaya çıkıyor. İlk Bienal ne zaman yapıldı sorusuna bakıldığında tarihte 1895 senesinde gerçekleştirilen Venedik Bienali’ne gidiyoruz. Bugün ise Venedik Bienali tüm bienallerin annesi olarak nitelendirilen bir sanat etkinliği haline gelmiştir. İstanbul Bienali ise 1987 tarihinde kuruldu. Bugüne kadar 17 edisyon düzenledik. Şehrin farklı bölgelerine yayılan ve yüzlerce farklı noktayı bienal vesilesiyle bugüne kadar izleyiciyle buluşturan, on binlerce eserin üretilmesine katkı sağlayan çok büyük bir etkinlik ve yapı haline geldi.

 

17. İstanbul Bienali’nin 3 küratörü var: Ute Meta Bauer, Amar Kanwar ve David Teh. Bienalin hazırlıklarına bu ekiple birlikte başladığımızda Güneydoğu Asya’da üretilen sanat eserlerini incelemek ve coğrafi olarak bize çok uzak gibi görünse de kültürel olarak birçok paralellikler hissettiğimiz bir coğrafyanın pratiğini İstanbul’a taşıyabilmek arzumuz vardı. İkisi Singapur’da biri Yeni Delhi’de yaşayan sanatçılarımızı bu amaçla İstanbul’a beklerken pandemi ilan edildi ve küratörlerimizin yaşadığı ülkelerde sıkı sınır kuralları ilan edildi ve yaklaşık iki yıl İstanbul’a gelemediler. Bu bizim için olağandışı bir olaydı ancak bunu bir avantaja çevirdik ve çevrimiçi alanda uzun toplantılar yaptık. Pragmatik olmadan ve somut bir çıktı alma beklentisi olmadan ve böyle bir dönemde neden sanatla uğraştığımıza ve sanatın bizler için ne ifade ettiğine uzanan sohbetler yaptık. Nihayetinde geçtiğimiz o zorlu dönemde en önemli şeyin aslında dünyayı daha iyi bir yer kılmak için bulunduğu bölgede çeşitli etkinlikler yapan sanatçılar, yazarlar ve çevre örgütlenmeleri gibi kişi ve kurumların sürdürülebilirliğine destek vermek olduğuna kanaat getirdik. Bu bağlamda İstanbul Bienali’ni bütün bu kişilerin bir araya gelebileceği ve onların devam eden süreçlerini birbirine bağlayabileceğimiz bir ağ gibi hayal ettik ve bienali bir yıl erteledik. Bu uzun soluklu çalışmanın ardından Eylül-Kasım arasında İstanbul’un 3 farklı bölgesinde, 12 farklı mekânında sergilerimizi 17. İstanbul Bienali üst başlığıyla ve 6 tane alt temayla hayata geçirdik. Bu sayede bu iki aylık süreçte yaklaşık yarım milyon kişinin hayatına dokunduk.”

 

Sanat yapmak kendini özgürce ifade edebilmenin bir yoludur

İnci Eviner ise bienal kavramının öneminden ve kendi sanatçı kişiliğinden, bienalin bu kişiliğe olan katkısından şu sözlerle bahsetti: “80’li yıllarda sanata başlayan biri olarak Türkiye’deki İKSV’nin başlattığı bienalle neler değiştiğini bizzat deneyimleme fırsatım oldu. Hem bir okul gibi bir sürü sanat insanı yetişti hem de birçok sanatçı uluslararası anlamda görünürlük kazandı. Sanat benim için bir yaşam biçimi ve hayatımı sanat yaparak geçirdim. Dolayısıyla bazen sınırlı mekanlar yetmez, atölye ve mekânın dışına taşmak istersiniz ve dünyayla temas halinde olmak istersiniz. Uluslararası görünürlük ise bütün önyargıları, özellikle milli kimlikle olan önyargıları aşıp sanatın evrensel dili içinde var olmak anlamına gelir. Bienaller de aslında bunu yaparlar. İstanbul Bienali de dünyanın en önemli bienallerinden biri çünkü coğrafik olarak taşıdığı önemin yanı sıra, burada üretilen işler sanatçılar için her zaman ikonik olmuştur. Benim açımdan ise iyi bir küratörle çalışmanın sanatçıya çok büyük bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Benim için bienal küratörlerinin asıl görevi dünyada üretilmekte olan sanatı günün politik vizyonlarıyla buluşturmaktır. Dolayısıyla iyi ve seçilmiş sanatçılarla bir arada olmak her zaman beni besleyen bir şey olmuştur.

 

Kendi pratiğimden bahsedecek olursam ise 5 yaşından beri çiziyorum. Bu tutku yavaş yavaş lisede gelişti ve sanat yapmanın bir çeşit özgürce kendini ifade etme yolu olduğunu erken yaşta fark ettim. Dolayısıyla bu benim için bir özgürleşme süreciydi ve bu işi bağımsız bir sanatçı olarak sürdürme çabası bu pratiğin devamlılığıyla sağlandı.

 

Çağdaş sanat pek çok disiplini içinde barındırdığı için zaman ve mekanla kurduğu çok yaratıcı ilişkiler olabiliyor. Bienaller sanatçılar için çok daha özgür imkanlar sağladığı için o imkanlar içinde hareket edebilmek beni daha fazla esinlendirdi ve daha farklı ve büyük projelere adım atabildiğim gibi bir yandan da sanatçı olarak özgüvenimi güçlendirmemi sağladı. Benim bienal tecrübem kendi pratiğimi daha fazla açabilme ve dünyayla buluştuğum noktada daha fazla özgüven kazanabilme ve yaptığım işlerin de dünya literatürü içinde yer almasını sağlama konusunda önemli bir yol hazırladı.

 

Eğitimci yanıma gelince, her zaman sanat eğitimi nasıl deneysel olabilir, nasıl dogmalardan uzak ve hem öznel olup hem de toplumsal meselelere temas edebilir sorularının yanıtlarını aradım. Bir yandan da bu projeler sanat projelerine dönüştü. Öğrencilerimle ve genç sanatçılarla ürettiğim performanslar haline geldiler. Dolayısıyla sergilerim arasında eğitimci kimliğimle sanatçı kimliğimi buluşturduğum farklı pratikler de yer aldı.”

 

Bienallerin yarattığı beklenmedik karşılaşmalar, kişinin hayatında dönüştürücü bir güce sahiptir

Elif Kamışçı ayrıca bienallerin insanların üzerindeki etkilerine şu sözlerle değindi: ‘’Bienallerin yarattığı beklenmedik karşılaşmaların aslında kişinin hayatında dönüştürücü bir gücü olduğuna inanıyorum. İstanbul Bienali’nin de güçlü yanlarından biri bu, çünkü şehrin içindeki büyüleyici mekanlar ve sanatçıların bu mekanla kurduğu derin ilişkilerle birlikte unutulmaz eserlerin ortaya çıkışına yardım ediyor. Sanatın ne olduğuna dair daha peşin hükümlü yargıları sarsabilecek, aslında sanatın hayatla ilişkisini ve aralarındaki kuvvetli bağı kavramamız için bir fırsattır. Bu bağlamda bienal izleyicisinin, doğrudan bienale gelmese bile karşılaştığı şeylerin hayatına dokunduğuna inanıyorum.

 

17. İstanbul Bienali kapsamında da bu bienali kurgularken hayatın içinden birtakım şeyleri alıp sergi mekanlarına bir süreliğine yerleştirmek istedik. Dolayısıyla insan odaklı ve aktivizm barındıran belgelemeler, eserler ve arşiv çalışmaları ortaya çıktı. Örneğin ‘’Kuşlar Ne Düşünüyor?’’ projesiyle Türkiye’den binlerce çocuğun hayatına dokunduk ve bu dokunuşun çocukların doğayla kurdukları ilişkiye ve merak duygularına bir etkisi olduğuna inanıyorum ve bunların sonuçlarını ilerleyen dönemlerde göreceğimizden eminim.’’

 

Bige Örer

Bige Örer 1977, İstanbul doğumlu. Siyaset bilimi, kamu yönetimi ve sosyoloji alanlarında eğitim aldı. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nda İstanbul Bienali’nin ve tüm güncel sanat projelerinin direktörü olarak görev yapmaktadır. Küra­töryel projeleri arasında, “Aylaklar” (2017), “Çizgisel Aşkınlık” (2016) ve “Agorafobi” (2013) yer alır. “Zaman Makinesinde Renkli Bir Gezinti: Çocuklar İçin İstanbul Bienalleri” başlıklı çocuk kitabını Süreyyya Evren’le birlikte kaleme aldı. Bienaller hakkında çeşitli yayınlarda yazıları yayımlandı ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde dersler verdi. Örer, uluslararası pek çok sanat kurumunda danışman ve jüri üyesi olarak yer aldı. 2013’ün Mart ayında kurulduğu tarihten bu yana Uluslararası Bienaller Birliği’nin başkan yardımcısıdır. Aynı zamanda birliğin, PASS adlı dergisinin editöryel kurul üyesidir.

 

Elif Kamışlı

Elif Kamışlı 1981, Eskişehir doğumlu. Lisans ve yüksek lisans eğitimini siyaset bilimi, kültürel incelemeler ve psikanaliz üzerine yaptı. Kamışlı, 2004-2008 arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi Kültür Yönetimi Bölümü’nde ve 2009’da 53. Venedik Bienali’nde çalıştı, 2010 yılında Roma’da yer alan MAXXI müze­sinin açılış sergilerinde küratör asistanlığı görevini üstlendi. 2011-2013 yılları arasında çeşitli galeriler için birçok sanatçının kişisel sergilerini hazırladı. 2017 yılında British Council’ın koleksiyonuna odaklanan “Geçen Gece Bir Rüya Gördüm” başlıklı bir sanal sergi kurguladı ve Castello di Rivoli ve GAM, Torino’da gerçekleşen “Colori” sergisinin eş küratörlüğünü yaptı. 2014’ten beri İstanbul Bienali’nde sergi yöneticisi olarak görev yapmaktadır. Gündelik hayat, psikanaliz ve sanat üzerine yazıları çeşitli dergilerde yer aldı. “Sanat Dünyamız” dergisine düzenli katkılar sağlayan Kamışlı, İstanbul Bienali tara­fından yayımlanan İnci Eviner’in sanatçı kitabı “Ortak Eylem Aygıtı: Bir Etüt” (2014) kitabının da editörüdür.

 

İnci Eviner 

İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nden mezun olduktan sonra, 1992 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde doktorasını tamamladı. Video çalışması “Harem”i sunduktan sonra uluslararası alanda büyük ilgi topladı ve çalışmaları dünya çapında önemli koleksiyonlarda yer almaya başladı. Eviner, 2017 yılında Sharjah Sanat Bienali'nden ödüller aldı (13 tane); kariyeri boyunca Florida'daki Rauschenberg Vakfı, California'daki Headlands Center for the Arts, New York ABD'deki ISPC, Paris'te SAM Art Projects, Fransa'da MAC/VAL Musée d'Art Contemporain du Val-de-Marne, Rockefeller Vakfı Bellagio ve Como, İtalya'da misafir sanatçı olarak bulundu. Eviner'in en önemli sergileri Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda (2019) yer alan ‘’Biz, Başka Yerde’’ ve 2016 yılında İstanbul Modern'de gerçekleştirilen “İçinde Kim Var?” isimli retrospektifiydi. Eviner ayrıca Liverpool Bienali (2018), Gwangju Bienali (2018), 13 İstanbul Bienali (2013), 7 Asya Pasifik Çağdaş Sanat Trienali (APT7) ve 4 Asya Sanat Bienali dahil olmak üzere dünya çapında birçok bienalde yer aldı. Eviner, 2019'da 58 Uluslararası Venedik Bienali'nde Türkiye'yi temsil etmek üzere seçildi ve sunumu Arsenale'de özel olarak seçilen bir alanda gerçekleşti. Sanatçının eserleri Deutsche Bank Collection, Centre Pompidou Paris, İstanbul Modern Müzesi, Guggenheim ve TBA21 Wien gibi dünya çapında önemli kurumların koleksiyonlarında yer almaktadır. Eviner aynı zamanda Kadir Has Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi'nde öğretim üyeliğine devam ediyor. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyor. Dirimart tarafından temsil ediliyor.

 

Hisar Okulları’nın eğitim modeli bilim, mühendislik, sanat ve tasarım alanlarını kapsıyor 

Hisar Okulları kurulduğu ilk günden bu yana, dünya ile rekabet edebilen öğrenciler yetiştirmek üzere; bilim, mühendislik, sanat, tasarım gibi farklı alanların ilişkilendirildiği bir eğitim modeli ve akademik program sunuyor. Okul; en küçük yaşlarından başlayarak, her düzeydeki öğrenciler için ilgi alanları doğrultusunda deney ve gözlem odaklı bilgi ve beceri edinme fırsatları yaratıyor. Bu becerilerle donanmış öğrenciler yaşam yolculuklarına, sorun belirleme, çözüm üretme ve bu çözümleri sebatla uygulamaya koyma tecrübesiyle başlıyorlar. 1591 öğrencisi olan okulun mezunları, Türkiye ve dünyanın önde gelen eğitim kurumları ve kuruluşlarında eğitim ve çalışma hayatlarına devam ederken, içinde bulunduğu toplumun ilerlemesine de katkı veriyor.

 

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Beydağ Belediyesi Travel Turkey İzmir Fuarı’nda

Beydağ Belediyesi Travel Turkey İzmir Fuarı’nda
0

BEĞENDİM

ABONE OL

8-10 Aralık 2022 tarihleri arasında İzmir’de 16.sı düzenlenecek olan Travel Turkey İzmir Uluslararası Turizm Fuar ve Kongresine, Beydağ Belediyesi de katılıyor.

 

3 salon, 20.000 m² alan, 80 ülke, yüzlerce turizm merkezinden 2.000 katılımcı ve on binlerce ziyaretçinin katılacağı “16. Travel Turkey İzmir” 8 Aralık 2022 tarihinde ziyaretçilerine kapılarını açacak olan İzmir fuarında Beydağ “A“ Salonunda olacak.

 

Şehir şehir Türkiye’yi temsil eden kurum ve kuruluşların yanı sıra yurt dışından pek çok ülkenin doğal, kültürel ve tarihî zenginliklerini çeşitli ürün ve hizmetleriyle tanıtacakları fuarda; Beydağ Belediyesi de stant açarak ziyaretçilerini ağırlayacak.

 

Beydağ Belediyesi Beydağ’ı birçok yönüyle tanıtan özel broşürler hazırlayarak, fuara gelenlerin dikkatini Beydağ’a çekecek. Ayrıca, eşsiz lezzetteki kestane, kestane şekeri, kestane unu ve simit dürümü de stantta tanıtım için yer alacak.

 

Beydağ Belediye Başkanı Feridun Yılmazlar, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, dünya turizminde öncelikli tercih edilen şehirlerden biri olan İzmir'de turizm fuarına tekrar katılmaktan büyük bir mutluluk duyduklarını kaydetti. Başkan Yılmazlar, "Doğası, tarihi dokusu, kültürel varlıkları yanı sıra ünlü zeytin ve zeytinyağı, kestanesi ve coğrafi işaret alma yolunda olan simit dürüm, keşkek ile Byedağ’a hak ettiği 'marka' değerine ulaştırmak için çalışıyoruz. 8-10 Aralık’ta tüm misafirlerimizi Beydağ standına bekliyoruz." dedi.

 

Fuarda, Beydağ'ı en iyi şekilde tanıtıp, kuracakları bağlantılarla ilçeye ekonomik canlılık ve kazançların getirilmesini hedeflediklerini ifade eden Başkan Yılmazlar, "Esas büyük amacımız Beydağ’ın turizm potansiyelini arttırarak yayabilmek. Özellikle kadim tarım ürünlerimizde algıda seçiciliği de ortaya çıkarmak en önemli gayelerimizden birisi olacaktır." diye konuştu. 

 

 

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Sektörün ilk B2B fuarı Agroshow Eurasia, Tüyap’ta açıldı

Sektörün ilk B2B fuarı Agroshow Eurasia, Tüyap’ta açıldı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tarım makineleri ve teknolojileri sektöründe tamamen yabancı ziyaretçilere odaklanan Türkiye’nin ilk B2B fuarı AgroShow Eurasia, “Avrasya’nın ihracat kapısı, İstanbul’dan tüm dünyaya” sloganıyla ziyaretçileriyle buluştu. 

 

Fuarın açılışına Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci de katılarak açılış kurdelesini protokol ile beraber kesti.

 

İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde 7-10 Aralık 2022 tarihlerinde gerçekleşecek olan fuar, Avrasya coğrafyasına yeni bir vizyon kazandırırken, Türkiye’nin de tarım makineleri ihracatına önemli katkılarda bulunacak. 

 

Yurt dışından potansiyel distribütör adayları ve tarım makineleri ithalatı yapan firmalar, yurt içinden ise bayiler, profesyonel yöneticiler ile tarım makineleri dış ticaret şirketleri, araştırmacılar ve akademisyenlerin ilk kez katılımcılar ile buluşacağı fuar, 7 Aralık Çarşamba günü İstanbul Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını açtı. Açılış törenine Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Tüyap Fuarcılık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal, Tüyap Fuarlar Yapım A.Ş. Genel Müdürü İlhan Ersözlü, TARMAKBİR Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Önal, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekili Çetin Tecdelioğlu ve sektörün önde gelen temsilcileri katıldı.

 

Türk Tarım Alet ve Makinaları İmalatçıları Birliği (TARMAKBİR) iş birliği ile düzenlenen fuar; tarım makineleri ve teknolojileri sektöründe Türkiye’nin ilk B2B fuarı olarak dikkat çekiyor. Agroshow Eurasia, uluslararası profesyonel ziyaretçilere odaklanıyor. Önemli üretici ve ihracatçı firmaların katılımcı olarak yer aldığı fuara, 3.000’in üzerinde yabancı ziyaretçi bekleniyor. 

 

Fuarda sergilenecek olan tarım makineleri, sera teknolojileri, sektörel start-up’ların yanı sıra fuarın dikkat çeken bir diğer yanı ise sektörün yan sanayisini de bir bütün olarak kapsaması. Cıvata, zincir, kayış-kasnak gibi genel yedek parçalardan boya, motor yağı gibi kullanım ve sarf malzemelerine; test ve belgelendirme hizmetlerinden otomasyon sistemlerine kadar tarım makinelerine dair ne varsa profesyonel ziyaretçiler tarafından gözlemlenebilecek.

 

“Fuar ülkemize üretim, istihdam ve ihracat olarak geri dönecek”

Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Türkiye’nin ilk B2B fuarı olan AgroShow Eurasia fuarının başarıya ulaşacağına inandıklarını ifade ederek, “Tarım sektörü stratejik bir alandır. Bu sektörün vazgeçilmez olduğunu küresel ısınma, pandemi ve Rusya-Ukrayna savaşı sırasında çok net şekilde gördük. Bu anlamda tarım sektörünün gelişimi açısından fuarları çok önemsiyoruz. Biz; fuarları bir nevi kantar, terazi olarak görüyoruz. AgroShow Eurasia fuarının da tarım sektörüne önemli katkılarda bulunacağına inanıyoruz. Fuarda stant açan katılımcılar ziyaretçilerle birebir şekilde ilgileneceklerdir. Bu da ülkemize üretim, istihdam ve ihracat olarak geri dönecektir” dedi. 

 

Fuarda 3.000’in üzerinde yabancı ziyaretçiyi ağırlayacağız”

Tüyap Fuarlar Yapım A.Ş. Genel Müdürü İlhan Ersözlü, AgroShow Eurasia fuarının ilk kez ziyaretçilerle buluşacağı belirterek, “2022 yılının başından bu yana, Konya, Eskişehir, Samsun, Bursa ve Adana’da Tarım-Hayvancılık Fuarları gerçekleştirdik. Bu fuarlarda 24 ülkeden 962 katılımcı firmayı, 101 ülkeden 620 bin 483 ziyaretçiyle bir araya getirdik. AgroShow Eurasia fuarında ise tarım makineleri ve teknolojileri sektöründe tamamen yabancı ziyaretçilere odaklanıyoruz.  Bu kapsamda da fuarda; 80 marka katılımcı yer alacak, 60 ülkeden 3.000’in üzerinde de yabancı ziyaretçiyi ağırlayacağız. Başta Avrupa olmak üzere Asya, Ortadoğu ve Afrika’dan çok sayıda ziyaretçiyi fuarımızda ağırlamayı ve gerçekleştirilecek ticari ikili iş görüşmeleri ile ihracat potansiyeli olan firmalarımızın ürünlerini tüm dünyaya ulaştırmayı hedefliyoruz. Başta Bakanlığımız olmak üzere iş birliği yaptığımız TARMAKBİR’e ve fuara katılan tüm firmalarımıza teşekkür ediyorum ’’ dedi. 

 

TARMAKBİR Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Önal ise tarım makinesi endüstrinin geçtiğimiz sene yaklaşık 1,5 milyar dolar seviyesinde ihracat gerçekleştirdiğine dikkat çekerek, “2001 yılında 31. sırada olan ve toplam dünya ihracatından sadece binde 3 pay alan Türkiye, 2021 yılını 15. sırada tamamlamış ve toplamdan aldığı payı yüzde 1,7’ye yükseltmiştir. Tarım makineleri ihracatında dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girme hedefine doğru emin adımlarla ilerlemekteyiz. Türk makine endüstrisi, ambalaj makinelerinden, takım tezgâhlarına, motor ve türbinden iş makinelerine kadar 21 alt sektörü içinde barındırmaktadır. Genel makine endüstrisinde 30 bine yaklaşan çalışanla ‘istihdamda’ üçüncü, 3 milyar 650 milyon dolar ‘üretim değeriyle’ ikinci, 3 milyar 100 milyon dolar ‘iç pazar değeriyle’ dördüncü, yüzde 76’lık ‘iç pazardaki yerlilik oranıyla’ da üçüncü sırada yer alan endüstrimiz, gelişimini ara vermeden sürdürmeye devam etmektedir. Türkiye’nin tarım makineleri ihracatına önemli katkılarda bulunacağına inandığımız fuarın tüm katılımcılara ve ziyaretçilere başarılı ve bereketli geçmesini diliyorum” diye konuştu.

 

Fuar, dört gün boyunca 10.00-18.00 saatleri arası ziyaret edilebilecek.

 

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.